Spor Yaralanmaları - Omuz Eklemi

Akromioklavikular Eklem Yaralanmaları

Akromioklaviküler eklem yaralanmaları, köprücük kemiği ile kürek kemiğinin akromion adı verilen bölümü arasındaki eklemin ve bu bölgeyi stabilize eden bağların hasarlanması sonucunda meydana gelir. Özellikle doğrudan omuz üzerine düşme, bisiklet kazaları, temas sporları ve trafik travmaları sonrasında görülebilir. Yaralanmanın şiddeti basit bir bağ gerilmesinden köprücük kemiğinin belirgin şekilde yer değiştirdiği ciddi eklem ayrışmalarına kadar değişebilir.

Tedavi her hastada aynı değildir. Yaralanmanın derecesi, köprücük kemiğinin yer değiştirme miktarı, hastanın yaşı, yaptığı spor veya meslek, omuz fonksiyonu ve kozmetik beklentileri birlikte değerlendirilir. Düşük dereceli yaralanmaların önemli bir bölümü ameliyatsız tedavi edilebilirken, belirgin instabilite oluşturan bazı yüksek dereceli yaralanmalarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir.

Akromioklaviküler eklem nedir?

Akromioklaviküler eklem, klavikulanın yani köprücük kemiğinin dış ucu ile scapulanın akromion bölümü arasında bulunur.

Omuz kuşağının hareketleri sırasında küçük ancak önemli hareketler yapar.

Eklemin stabilitesinde akromioklaviküler bağlar ile korakoklaviküler bağlar önemli rol oynar.

Korakoklaviküler bağ kompleksi konoid ve trapezoid bağlardan oluşur.

Bu bağlar klavikulanın scapulaya göre uygun pozisyonda kalmasına yardımcı olur.

Ciddi yaralanmalarda bağların kopması sonucunda iki kemik arasındaki normal ilişki bozulabilir.

Akromioklaviküler eklem yaralanması nasıl oluşur?

En sık mekanizma omuzun dış tarafı üzerine doğrudan düşmedir.

Bisikletten düşme, futbol veya diğer temas sporlarında omuza alınan darbe sık görülen nedenler arasındadır.

Darbe sırasında scapula aşağıya doğru hareket ederken klavikula nispeten sabit kalabilir.

Bu kuvvet önce akromioklaviküler bağları, daha ciddi travmalarda ise korakoklaviküler bağları yaralayabilir.

Yüksek enerjili travmalarda çevredeki kas ve yumuşak dokular da etkilenebilir.

Belirtileri nelerdir?

En sık şikâyet omuzun üst kısmındaki lokal ağrıdır.

Akromioklaviküler eklem üzerinde hassasiyet ve şişlik gelişebilir.

Kolu yukarı kaldırmak veya karşı omuza doğru götürmek ağrıyı artırabilir.

Daha ciddi yaralanmalarda köprücük kemiğinin dış ucunda belirgin bir çıkıntı görülebilir.

Hasta bazen “omuz kemiğim yukarı çıktı” şeklinde bir görünüm tarif edebilir.

Bu görünüm çoğu zaman yalnızca klavikulanın yukarı çıkmasından değil, scapulanın aşağı doğru yer değiştirmesinden kaynaklanan göreceli pozisyon değişikliğidir.

Akromioklaviküler eklem çıkığı ile omuz çıkığı aynı mıdır?

Hayır.

Omuz çıkığında humerus başı glenoid adı verilen ana omuz eklem yuvasından çıkar.

Akromioklaviküler eklem yaralanmasında ise köprücük kemiği ile akromion arasındaki küçük eklem etkilenir.

Her iki yaralanma omuz bölgesinde görülse de anatomik olarak birbirinden farklıdır.

Bu nedenle tedavi yaklaşımları da aynı değildir.

Yaralanmalar nasıl sınıflandırılır?

Akromioklaviküler eklem yaralanmalarında sıklıkla Rockwood sınıflaması kullanılır.

Tip I yaralanmada bağlarda gerilme vardır ancak belirgin eklem ayrışması oluşmaz.

Tip II yaralanmada akromioklaviküler bağlarda daha ciddi hasar bulunur ve korakoklaviküler bağlarda kısmi yaralanma görülebilir.

Tip III yaralanmada hem akromioklaviküler hem korakoklaviküler bağlar kopmuştur ve eklemde belirgin ayrışma oluşur.

Tip IV, V ve VI yaralanmalarda klavikulanın yer değiştirmesi daha belirgin ve farklı yönlerde olabilir.

Sınıflama tedavi planlamasında yardımcıdır ancak karar yalnızca sınıflama numarasına göre verilmez.

Tip I ve Tip II yaralanmalar nasıl tedavi edilir?

Düşük dereceli Tip I ve Tip II yaralanmaların önemli bir bölümü ameliyatsız tedavi edilir.

İlk dönemde ağrının azaltılması için kısa süreli kol askısı kullanılabilir.

Soğuk uygulama ve doktorun uygun gördüğü ağrı tedavileri uygulanabilir.

Ağrı azaldıkça omuz hareketlerine kontrollü şekilde başlanır.

Daha sonra omuz çevresi ve scapula kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler yapılabilir.

Çok uzun süre hareketsiz kalmak omuz sertliğine neden olabileceğinden rehabilitasyonun uygun zamanda başlaması önemlidir.

Tip III yaralanmalarda ameliyat gerekir mi?

Tip III akromioklaviküler eklem yaralanmalarında tedavi daha tartışmalıdır ve hastaya göre değişir.

Birçok hasta öncelikle ameliyatsız tedaviyle başarılı şekilde takip edilebilir.

Ancak ağır fiziksel iş yapan, temas veya baş üstü sporlarla uğraşan bazı hastalarda devam eden ağrı ve instabilite cerrahi değerlendirmeyi gündeme getirebilir.

Belirgin scapular disfonksiyon, uzun süren fonksiyon kaybı veya hastanın yaşam tarzını ciddi şekilde etkileyen şikâyetler de karar sürecinde önemlidir.

Yalnızca omuz üzerindeki çıkıntının görülmesi otomatik olarak ameliyat gerektirmez.

Tip IV, V ve VI yaralanmalar nasıl değerlendirilir?

Bu yaralanmalarda klavikula ile scapula arasındaki anatomik ilişki daha ciddi şekilde bozulmuştur.

Klavikulanın arkaya, belirgin şekilde yukarı veya nadiren farklı bir yönde yer değiştirmesi söz konusu olabilir.

Çevredeki yumuşak dokular da ciddi şekilde hasarlanabilir.

Bu nedenle yüksek dereceli yaralanmalarda cerrahi tedavi daha sık gündeme gelir.

Tedavi planı yaralanmanın tipi, travmanın zamanı ve hastanın genel durumuna göre belirlenir.

Tanı nasıl konur?

Tanıda hastanın travma öyküsü ve fizik muayene önemlidir.

Akromioklaviküler eklem üzerinde hassasiyet, deformite ve hareket sırasında ağrı değerlendirilir.

Röntgen ile klavikula ve akromion arasındaki ilişki incelenir.

Gerekli durumlarda iki omuzun karşılaştırmalı grafileri kullanılabilir.

Yüksek enerjili yaralanmalarda ek kırıkların veya başka omuz hasarlarının değerlendirilmesi gerekebilir.

Manyetik rezonans görüntüleme her hastada gerekli değildir ancak eşlik eden rotator manşet veya başka yumuşak doku yaralanmalarından şüphelenildiğinde kullanılabilir.

Ameliyatsız tedavide iyileşme nasıl ilerler?

İlk aşamada ağrı ve şişliğin azaltılması hedeflenir.

Kısa süreli askı kullanımı hastanın rahat etmesine yardımcı olabilir.

Ağrı azaldıkça omuz hareket açıklığı kademeli olarak artırılır.

Daha sonra rotator manşet ve scapula çevresi kaslarının güçlendirilmesine başlanır.

Günlük aktivitelere dönüş hastanın ağrı ve fonksiyon düzeyine göre planlanır.

Bazı hastalarda omuz üzerindeki kemik çıkıntısı tedavi sonrasında da kalabilir ancak bu durum her zaman fonksiyon bozukluğu anlamına gelmez.

Cerrahi tedavi ne zaman düşünülebilir?

Belirgin yüksek dereceli yaralanmalar cerrahi tedavinin en sık değerlendirildiği durumlardır.

Ayrıca başlangıçta ameliyatsız takip edilen ancak uzun süreli ağrı, instabilite veya fonksiyon kaybı devam eden seçilmiş hastalarda da cerrahi gündeme gelebilir.

Cerrahinin amacı klavikula ile scapula arasındaki anatomik ilişkiyi mümkün olduğunca yeniden oluşturmak ve bağ stabilitesini sağlamaktır.

Akut yaralanmalar ile aylar veya yıllar önce meydana gelmiş kronik yaralanmaların cerrahi teknikleri farklı olabilir.

Akromioklaviküler eklem ameliyatı nasıl yapılır?

Cerrahide farklı teknikler kullanılabilir.

Klavikula ile korakoid arasındaki ilişki özel dikiş sistemleri veya implantlarla yeniden sağlanabilir.

Korakoklaviküler bağların iyileşmesi desteklenebilir veya gerekli durumlarda tendon grefti kullanılarak rekonstrüksiyon yapılabilir.

Bazı yöntemler artroskopik destekli, bazıları ise açık cerrahi olarak uygulanabilir.

Kronik yaralanmalarda biyolojik rekonstrüksiyon ihtiyacı daha fazla olabilir.

Tek bir cerrahi yöntemin bütün hastalar için uygun olduğu söylenemez.

Kronik akromioklaviküler instabilite nedir?

Yaralanmadan uzun süre sonra klavikula ile scapula arasındaki anormal hareketin devam etmesine kronik instabilite denilebilir.

Bazı hastalarda yalnızca görünüm değişikliği bulunurken bazı hastalarda ağrı, omuz yorgunluğu ve scapular hareket bozukluğu gelişebilir.

Günlük yaşamı etkilemeyen deformitelerde ameliyat gerekmeyebilir.

Ancak belirgin fonksiyon kaybı ve ağrı bulunan hastalarda bağ rekonstrüksiyonu gibi cerrahi seçenekler değerlendirilebilir.

Akromioklaviküler eklemde ileride kireçlenme gelişebilir mi?

Evet.

Travma sonrasında akromioklaviküler eklem yüzeylerinde zaman içerisinde dejeneratif değişiklikler oluşabilir.

Bazı hastalarda bu değişiklikler herhangi bir belirti oluşturmaz.

Semptomatik akromioklaviküler eklem kireçlenmesinde omuzun üst bölümünde lokal ağrı ve kolu karşı tarafa götürürken hassasiyet görülebilir.

İlk aşamada cerrahi dışı tedaviler uygulanabilir.

Uzun süren seçilmiş olgularda distal klavikulanın küçük bir bölümünün çıkarıldığı cerrahi işlemler değerlendirilebilir.

Ameliyat sonrası rehabilitasyon nasıl ilerler?

Cerrahi sonrasında tamir veya rekonstrüksiyon yapılan bağların korunması için belirli süre kol askısı kullanılması gerekebilir.

İlk dönemde omuz hareketleri kontrollü olarak sınırlandırılabilir.

Daha sonra pasif ve aktif yardımlı hareketlere aşamalı olarak geçilir.

Bağların biyolojik iyileşmesi ilerledikçe aktif hareket ve kas güçlendirme egzersizleri başlanır.

Ağır kaldırma ve temas sporları daha ileri dönemde değerlendirilir.

Rehabilitasyon süresi uygulanan cerrahi tekniğe göre değişebilir.

Spora dönüş ne zaman mümkündür?

Düşük dereceli yaralanmalarda ağrı azalıp omuz hareketleri ve kuvveti normale yaklaştığında spora dönüş daha erken olabilir.

Cerrahi uygulanmış hastalarda bağların ve yumuşak dokuların iyileşmesi için daha uzun süre gerekir.

Temas sporlarına dönüşte omuzun ağrısız olması, hareket açıklığının yeterli hale gelmesi ve kas kuvvetinin geri kazanılması önemlidir.

Spora dönüş yalnızca travmadan sonra geçen süreye göre değil, fonksiyonel değerlendirmeye göre yapılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Akromioklaviküler eklem yaralanması olan herkes ameliyat olur mu?
Hayır. Tip I ve Tip II yaralanmaların büyük bölümü ameliyatsız tedavi edilir. Tip III yaralanmalarda karar hastaya göre verilir; daha yüksek derecelerde cerrahi daha sık değerlendirilir.

Omuz üzerindeki çıkıntı kalıcı olur mu?
Bazı hastalarda klavikulanın belirgin görünümü tedavi sonrasında devam edebilir. Bu deformite her zaman ağrı veya fonksiyon kaybı oluşturmaz.

AC eklem yaralanmasından sonra kol hareket ettirilebilir mi?
İlk ağrılı dönemde kısa süreli askı kullanılabilir. Ağrı azaldıkça kontrollü omuz hareketlerine başlanması genellikle rehabilitasyonun bir parçasıdır.

Tip III AC eklem yaralanması mutlaka ameliyat edilir mi?
Hayır. Birçok Tip III yaralanma önce ameliyatsız tedavi edilebilir. Devam eden ağrı, instabilite ve hastanın aktivite beklentileri cerrahi kararını etkiler.

Akromioklaviküler eklem yaralanmasından sonra spor yapılabilir mi?
Uygun iyileşme sonrasında spora dönüş mümkündür. Temas sporlarında omuz kuvvetinin ve stabilitesinin yeterli olması önemlidir.

AC eklem yaralanması tekrarlar mı?
Bağlarda kalıcı gevşeklik veya yetersizlik varsa instabilite devam edebilir. Yeni travmalar da aynı bölgenin yeniden yaralanmasına neden olabilir.

Akromioklaviküler eklem yaralanması omuz kireçlenmesine neden olur mu?
Travma sonrasında özellikle AC eklemin kendisinde dejeneratif değişiklikler gelişebilir. Ancak her radyolojik kireçlenme ağrı oluşturmaz.

Akromioklaviküler eklem yaralanmalarında tedavinin amacı yalnızca omuz üzerindeki çıkıntıyı ortadan kaldırmak değildir. Ağrının kontrol edilmesi, omuz kuşağının stabilitesinin korunması ve hastanın günlük yaşam ya da spor aktivitelerine güvenli biçimde dönebilmesi temel hedeflerdir. Düşük dereceli yaralanmalar çoğunlukla ameliyatsız tedavi edilirken, yüksek dereceli veya uzun süreli fonksiyon kaybına yol açan yaralanmalarda cerrahi seçenekler hastanın ihtiyaçlarına göre değerlendirilmelidir.

DOKTORA SOR ━

Sorularınız İçin Buradayım

Sağlıkla ilgili merak ettiklerinizi bana sorabilirsiniz. En kısa sürede size dönüş yapacağım.

Form